Değerli anne babalar,

Her aile başarılı çocuklar yetiştirmek ister. Bunun için çocuklarına mümkün olduğunca iyi bir gelecek sağlamaya çalışırlar. Onları iyi okullarda okutmak ister. Bunun için aile varını yoğunu ortaya koyar tüm özverisini çocuğuna verir. Ancak yadsınan bir konu vardır ki oda çocuğun sağlıklı bir kişilik nasıl geliştireceğidir. Aslında hayatta her şey başarı değildir. Önemli olan çocuğun içinde bulunduğu dönemi nasıl atlattığıdır

Çocuğunuz üniversite sınavına hazırlanırken zor bir dönem geçirmektedir. Sınava hazırlanan gençler sınavları kazanamadıkları zaman ailelerinin tüm güvenlerini kaybedeceklerini sanmaktadırlar. Sadece güven kaybı değil belki de sevgilerini kaybedecekleri kanaati oluşmaktadırlar. Ailelerin verdikleri emeklerin boşa gitmiş olacağı korkusu ve kendilerini ispat edememiş olmaları hem kendilerine olan güvenlerini kaybetmelerine hem de büyüklerinin artık onlara güvenmeyeceği sonucunu çıkarmalarına sebep olacaktır.


             Oysaki sınavlar çocuklarımız çalışma azmini arttırmak için bir süreç değil midir? Sınavların sonuçları öğrencilerimizin bilgi seviyesini ölçmektedir. Kişilik durumlarını ölçme aracı değildir. Bunun sonucunda kişilik bozulmaları oluşmamalıdır.Bu söylediklerimizden hareketle aileler nasıl bir yaklaşım içinde olmalıdır.

Sınavlara hazırlanan öğrencinin motivasyonunu arttırmak isteyen aileler, öğrencinin yapamadıklarını değil yapabildiklerinin üzerinde durmalıdır ki, takdir edildiğini ve desteklendiğini gören öğrenci bu davranışı daha sık göstersin. Örneğin, hafta içinde bir kez oturup ders çalışan çocuğa “oturup ders bile çalışmıyorsun, ne zaman otursan bir bahaneyle kalkıyorsun, bakalım sınavda ne yapacaksın?” gibi bir ifade kullanmak yerine; ” geçen gün kendi başına oturup ders çalışabilmen çok hoşuma gitti, seninle gurur duydum,” şeklinde bir ifade kullanmak, gencin kendi başına çalışma davranışını sıklaştıracaktır.

 
             Sınavla ilgili olarak, gencin değerini sınavdaki başarısıyla eş tutmak, sonuçlarla ilgili olarak, korkutmak, tehdit etmek, “sen hele bir kazanama o zaman görüşürüz” ya da “ kazanmazsan arkadaşlarının yüzüne nasıl bakarsın, aile dostlarımızın hepsine rezil oluruz! “ gibi ifadeler gencin motivasyonunu değil kaygısını arttırır.  Kaygı, öğrenmenin ve öğrendiğini kullanmanın önündeki en önemli engeldir. Kaygısı artan sınava olduğundan farklı anlamlar veren öğrencilerde ders çalışmaya başlayamama yada aşırı çalışma,çalıştığı halde başarılı olamama, sınavlardan yarım bırakarak çıkma, sınav öncesi fizyolojik ve psikolojik kaygı belirtileri görülebilir.  Çocuğa göre, kendini ispatlaması , değerli olduğunu herkesin görmesi  ve mutlaka kazanılması gereken sınavların sonuçlarını yorumlarken aile; “bak kaç tane yanlışın var, bu yanlışlarla sınavı nasıl kazanacağını merak ediyorum” demek yerine; “doğru cevapların geçen sınava göre artmış, demek ki bir önceki sınavdaki açıklarını kapatmaya başlamışsın” şeklinde bir ifade kullanmak gencin motivasyonunu arttıracak, derslere daha

sıkı sarılmasını sağlayacaktır.
             

 

  Her zaman anne babalar genci tehdit etmeyebilir, bazen de genci olumlu etkilemek düşüncesiyle “ben sana güveniyorum sen en iyi bölümlere layıksın, senin kazanmaman gibi bir ihtimal düşünemiyorum bile” gibi ifadeler kullanırlar, bu da gence taşıyabileceğinden fazla yük yükler. Kendisinden ne kadar büyük beklentiler olduğunu gören genç gerçekçi olmayan hedefler belirler ve bu hedefe ulaşmak için tüm gücüyle çalışır. Ancak bir süre sonra taşıyamayacağı kadar ağır olan bu yükün altında ezilmeye başlar. Yükün ağırlığını hissettikçe öğrenmesi ve öğrendiklerini kullanmasın zorlaşır, çok çalışmasına rağmen beklediği karşılığı alamaz. Gencin bunları yaşamaması için, aile gençten verebileceğinden fazlasını beklememelidir.


                  Hiç kuşkusuz, gençlerinin bu önemli dönemlerinde onlara en iyi şekilde destek olmak her anne babanın isteğidir. Ancak önemli olan gencin “ doğru ve onun başarısını arttırabilecek şekilde” destek vermektir. Bunun içinde sınavın asla dönüm noktası olmadığını ama yaşamdaki amaçlara ulaşmayı kolaylaştıracak bir fırsat olduğunu vurgulamak ve onlara içtenlikle “sen benim için her şeyde önemli ve değerlisin. Hayatındaki bu önemli dönemde, sana istediğin desteği vermeye hazırım. Senin kendi üzerine düşeni en iyi şekilde yapacağını biliyorum,ben de üzerime düşenleri yapmaya hazırım.” diyebilmeliyiz…Destek vermekten bahsetmişken  belirtmeliyiz ki üniversite sınavına hazırlanmak gencin sorumluluğudur.Aile bu sorumluluğu üstlenerek çocuğunun eksik olduğu konuları ,çalışmadığı dersleri saptamak ,hangi derse ne kadar çalışacağını belirlemek gibi davranışları görev edinirse  gencin motivasyonu düşecektir.Aileye düşen  görev sorumluluğunu yerine getiren çocuğuna maddi manevi destek sağlamaktır

 
     Liseyi bitirip üniversite sınavına hazırlandığı bu dönemde,  çocuğunuzla olan ilişkiniz de,  birlikte yapılabilecek sosyal aktivitelere zaman ayrılmalı. bu birliktelikler önceden planlanmalı, kendiliğinden gelişmesi beklenmemelidir. Çocuğunuz kendini özel hissetmelidir.Ailelerin evleri,  dingin bir liman atmosferi taşımalı çocuk sınav stresinden bunaldığında ya da sıkıntısı olduğunda bu limana sığınmalıdır.

.

                                                                                                                     REHBERLİK SERVİSİ